ÇUKURCA KÖYÜ Kesme kasabasından 7 km uzaklıkta bir 20’den az haneli küçük bir köydür ve köy çukur bir yere kurulduğu için bu adı almış. Çukurca’ya bir gün bir adam gelir. Adam bir müddet köyde dolanır durur ve köy halkının ilgisini bu durum çekmeye başlar, artık ne idiği belli olmayan adamın bir hırsız yahut bir eşkıya olduğunu düşünmeye başlarlar. Herkes bu insandan çekinmeye başlar ve bu itici kişinin zararlı biri olduğuna kanaat getirirler. Onu yakalarlar ve bir ağaca bağlarlar, üzerine pekmez dökerler ve terk edip sineklerin onu yiyip bitirmelerini isterler. O adam, onu ağaca bağlayıp üzerine pekmez döken köy halkına; haneniz yirmiden yukarı çıkmasın inşallah diye beddua eder. Adamı köylüler orada, o vaziyette bırakırlar. Yıllar sonra bile ev sayısı yirmiyi geçmez (şu an daha azmış diyorlar). Anlarlar ki; o gün köye gelen, pekmezleyip ölüme bıraktıkları kişi hızırdır, fakat artık çok geçtir. HIZIRIN GEZİŞİ Hızır, hıdrellezde bereket vermek için dolaşmaya başlar ve Kesme Köyü’nün karşısındaki dağın tam doruğuna çıkar tesbihini bu köyden tarafa atar, yediği ekmekten artan ekmek ufaklarını ise dağın arka tarafına döker. Tesbihi attığı taraf ibadete daha düşkün olur, dünyayla bağları pek fazla olmaz. Ekmek ufaklarını döktüğü yerde ise bereket hat safhaya gelir, o araziler çok verimli olurlar. |